Faiz indirimi için neden erken?

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

TCMB, PPK ka­rar metinle­rinde, “Kurul poli­tika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçek­leşmelerini, ana eğilimini ve beklen­tilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyum­lu biçimde dezenf­lasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleye­cektir” ifadesine yer veriyor­dur. Bunun yanı sıra, TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın Enflasyon Raporu sunumu başta olmak üzere diğer ileti­şimlerinde de benzer bir me­saj tekrarlandı.

Enflasyonun ana eğilimin­de son dönem gelişmeleri, Ey­lül ayına yönelik ilk gözlemler ile bu gelişmelerin ve enerji fi­yatlarındaki artışın enflasyon ve enflasyon beklentilerine olası etkileri dikkate alarak, yarınki PPK toplantısında politika faizinin %37 seviye­sinde sabit tutulmasını bek­liyoruz. Piyasada yapılan an­ketlerde de genel beklenti bu yönde oluştu.

Enflasyon eğiliminde nazlı düşüş

Karahan, son Enflasyon Ra­poru sunumunda enflasyonun ana eğilimine ilişkin iki gös­tergeye yer vermişti. Bunlar­dan ilki, TCMB’nin her enflas­yon verisinin ardından açıkla­dığı ana eğilim göstergesidir. Mevsimsellikten arındırılmış B ve C enflasyonu, SATRIM, medyan enflasyon, oynak ka­lemler dışı enflasyon ve dina­mik faktör modeli olmak üze­re altı farklı ölçümün ortala­masından oluşan bu gösterge, Temmuz’daki düşüşün ardın­dan Ağustos’ta hafif yükselir­ken üç aylık ortalaması geri­ledi.

Bu gösterge, son dönemde­ki zayıf talep koşullarını yan­sıtacak şekilde enflasyon eği­liminde sınırlı bir düşüşe işa­ret ediyor.

Karahan’ın sunumda kul­landığı ikinci gösterge ise Çok Değişkenli Trend Enflas­yon Göstergesi’ydi. Çekirdek B göstergesinin alt bileşen­leri olan işlenmiş gıda, hiz­met ve temel mal enflasyon­ları üzerinden hesaplanan bu göstergeye ilişkin yöntem, TCMB’nin Şubat 2026’da ya­yımladığı A New Method for Measuring Underlying Infla­tion in Türkiye başlıklı maka­lede açıklanmıştı.

Aynı yöntemi kullanarak yaptığımız hesaplamalar, gös­tergenin son iki ayda sınır­lı ölçüde yükseldiğini ve aylık %2 seviyesinin hafif üzerinde kalmaya devam ettiğini gös­teriyor. Bu gösterge, enflas­yon eğiliminde kalıcı bir iyi­leşmenin başladığına henüz işaret etmiyor; hatta sınırlı da olsa ters yönde sinyal veriyor. OVP’de gelecek yıl için ön­ceki %15 seviyesinden %21’e belirgin biçimde yükseltilen enflasyon hedefinin inandı­rıcılığını koruyabilmesi için, aylık enflasyon eğiliminin en azından yıl sonuna doğru bu hedefle uyumlu olan yaklaşık %1.6 seviyesine gerilemesi ge­rekecektir.

Beklentilerde iyileşme için erken

Faiz kararlarında ikinci önemli konu, enflasyon bek­lentileri. TCMB’nin geçen ay yayımladığı Piyasa Katılım­cıları Anketi’nde bu yıl sonu enflasyon beklentisi %29.4, gelecek yıl sonu beklentisi ise %21.9 seviyesindeydi. Anket­ten bu yana küresel enerji fi­yatlarında yaşanan yükseliş, en azından bu yıla ilişkin enf­lasyon tahminlerinde yukarı yönlü revizyon olasılığını ar­tırıyor.

Gelecek yıl sonu tahmini petrol fiyatlarındaki kısa va­deli değişimlerden daha az et­kilense de son enflasyon veri­sinde, yukarıda belirttiğimiz gibi, ana eğilimde sınırlı bir bozulma gözlendiği için aşağı yönlü bir revizyon beklemiyo­ruz. TCMB, PPK kararını alır­ken bu ayki anket sonuçlarını görmüş olacak; ancak anket Cuma günü kamuoyuna açık­lanacak.

Eylül enflasyonu daha yüksek gelebilir

Eylül’e ilişkin ilk enflasyon gözlemlerimiz de çok iyimser değil. Son aylarda oldukça dü­şük seyreden temel mal fiyat­larında, özellikle otomobil ve dayanıklı mallarda, bu ay daha yüksek artışlar gözlemliyoruz. Buna karşılık, hizmet grubun­da lokanta-otel fiyatlarında­ki ılımlı seyir devam edebilir. Ayrıca geçen ay üniversite üc­retlerinde görülen yüksek ar­tışın bu ay daha sınırlı kalaca­ğını düşünüyoruz. Kira artış oranları da geçen seneye gö­re daha düşük kalmaya devam edecektir. Dolayısıyla hizmet tarafındaki yüksek aylık ar­tış oranları bir miktar gerile­yebilir. Enerji fiyatlarında ise bu ay da yüksek oranlı bir artış görülecek.

Bu çerçevede aylık enflasyo­nun %2’nin üzerinde gerçek­leşmesi yüksek olasılık olarak görünüyor. Bu durumda yıl­lık enflasyon, geçen yılın ay­nı ayında yüksek gerçekleşen enflasyonun yarattığı baz etki­siyle yaklaşık 1 puan gerileye­cektir. Ancak ana eğilim gös­tergelerinde daha belirgin bir iyileşme görme olasılığı düşük.

Bu veriler ışığında, TCMB likidite koşullarını çok kısa süre önce gevşeterek banka­lararası faizi %40’tan %37’ye çekmişken, politika faizini de indirmek fazla aceleci bir yaklaşım olacaktır. Böyle bir adım, henüz ilk işaretlerini görmeye başladığımız enflas­yondaki düşüş eğilimini sek­teye uğratabilir ve gelecek yıl için OVP’de belirlenen %21’lik yeni enflasyon hedefine ulaşıl­masını tehlikeye atabilir.

22 Ekim’deki bir sonraki PPK toplantısında ise 100 baz puanlık bir faiz indirimi olası­lığını daha yüksek görüyoruz ki piyasadaki genel beklen­ti de bu yönde. Ancak bunun gerçekleşmesi için enflasyon eğiliminde bir miktar iyileş­me olması, talep koşullarının zayıf seyrini sürdürmesi ve enflasyon beklentilerinde sı­nırlı da olsa iyileşme işaret­lerinin görülmeye başlanması gerekecektir.

Faiz indirimi için neden erken? - Resim : 1

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.405,25 1,79 %
Dolar 48,4685 0,02 %
Euro 56,3965 0,12 %
Euro/Dolar 1,1626 0,02 %
Altın (GR) 6.834,57 0,24 %
Altın (ONS) 4.356,66 0,03 %
Brent 97,6530 2,22 %