Faiz indirimi için ortam hazır mı?

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Hem küresel belirsizlikler ve hızla değişen gündem hem de yurt içinde açıklanacak veriler, 22 Ekim’deki PPK top­lantısında alınacak faiz kararını değiştirme potansiyeline sahip. Ancak son verileri ve tahminle­rimizi dikkate aldığımızda, ölçü­lü bir faiz indirimi olasılığı hâlâ yüksek görünüyor.

Eylülde enflasyon eğilimi gerileyecek

Ay içinde yaptığımız gözlemlere gö­re, önümüzdeki hafta açıklanacak Ey­lül ayı TÜFE enflasyonunun %2.3 ola­cağını tahmin ediyoruz. Bu durumda yıllık enflasyon %31.5’ten %30.3’e ge­rileyecek ve uzun bir aradan sonra ilk kez kayda değer bir düşüş gösterecek. Üstelik bu gerileme, akaryakıt zamla­rının etkisiyle enerji fiyatlarında bek­lediğimiz yaklaşık %6’lık artışa rağmen gerçekleşecek. Enerji fiyatlarında­ki olumsuz görünümü, sebze ve mey­ve fiyatlarının önceki ayda olduğu gibi ortalamada gerilemesi kısmen denge­liyor. Ancak sebze ve meyve dışındaki gıda ürünlerinde önceki aya göre daha yüksek fiyat artışları gözlemliyoruz. Bu nedenle gıda ve alkolsüz içecekler gru­bunda yaklaşık %1’lik artış bekliyoruz.

Önceki aylardaki olumlu görünümün aksine, otomobil, beyaz eşya ve elektro­nik ürünlerde fiyat artışlarının hızlan­dığını gözlemledik. Giyim fiyatlarında da mevsimsel yükselişin bu ay başla­ması muhtemel görünüyor. Bu nedenle, kurdaki ılımlı artışa rağmen, temel mal enflasyonunun önceki aylara göre da­ha yüksek gerçekleşmesini bekliyoruz.

Hizmetler tarafındaki görünüm ise daha olumlu. Son aylarda ivme kaybe­den lokanta fiyatlarındaki artışın bu ay da görece düşük kaldığı görülüyor. Üniversite ücretlerine yapılan zam­ların geçen aydan kalan etkisi devam edecek olsa da ulaştırma hizmetleri fi­yatlarının bu ay ılımlı seyrettiğini göz­lemledik. Kira enflasyonundaki yıllık gerilemenin de sürmesini bekliyoruz. Sonuç olarak, C endeksindeki aylık ar­tışın %2.4 olacağını ve yıllık çekirdek enflasyonun %30.1’den %29.0’a gerile­yeceğini tahmin ediyoruz.

TCMB’nin çeşitli çekirdek enflasyon göstergelerinin mevsimsellikten arın­dırılmış değerlerinden hesapladığı ay­lık ana eğilim, son aylarda bir miktar gerileyerek %2’nin altına inmişti. Med­yan ve kırpılmış ortalama gibi göster­geleri ancak tüm ayrıntılı veriler açık­landıktan sonra hesaplayabiliyoruz. Bununla birlikte, bu hesaplamada kul­lanılan mevsimsellikten arındırılmış çekirdek C enflasyonunun aylık %1.5 civarına gerileyeceğini tahmin ediyo­ruz. Bu, 2022’den bu yana görülen en düşük oran olacak. Üniversite ücretle­rinin geçen yıla göre biraz erkene kay­ması bu düşüşte bir miktar etkili olsa da görünüm, son aylarda enflasyon eği­liminde gözlenen iyileşmeyle uyumlu ve bu eğilimin sürdüğüne işaret ediyor.

Peki, faiz indirimini ne durdurabilir?

Yalnızca Eylül ayı ve son dönemdeki enflasyon verilerine bakıldığında, 100 baz puanlık bir faiz indiriminin önünde bir engel görünmüyor. Ancak enflasyon beklentilerinde henüz benzer bir iyi­leşme gözlemlemiyoruz. Bunun temel nedeni, enerji fiyatlarındaki artışın önümüzdeki aylarda enflasyonu olum­suz etkileyeceği beklentisi. Geçen ay ulaştırma fiyatlarında gözlenen gecik­meli artış, buna iyi bir örnek oluşturdu.

Bu doğrultuda, hanehalkının 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi son iki ayda 0.7 puan artarak Eylül ayın­da %45.6’ya yükselirken, reel sektörün beklentisi %32.5 ile değişmedi. Daha iyimser olan piyasa katılımcılarının 12 ay sonrası enflasyon beklentisi ise son iki ayda 0.3 puan iyileşerek %23.7’ye ge­riledi. Buna rağmen beklenti, OVP’de gelecek yıl için belirlenen %21’lik enf­lasyon hedefinin üzerinde kalmayı sür­dürdü. Genellikle geçmiş enflasyona duyarlı hareket eden beklentilerin, yıl­lık enflasyonda bu ay öngördüğümüz düşüşün ardından Ekim anketlerinde bir miktar iyileşmesi olası görünüyor.

Son dönemde fon piyasasında ya­şanan gelişmelerin makroekonomi, özellikle de iç talep üzerindeki etkile­ri yakından izlenecektir. Altın fiyat­larında yeniden başlayan düşüş eğili­minin yaratacağı olumsuz gelir etkisi de dikkate alındığında, zayıf iç talebin dezenflasyona katkısının süreceğini düşünüyoruz. Perakende ticaret sek­törü güven endeksi ve kredi kartı har­camalarındaki zayıf görünüm de bu değerlendirmeyi destekliyor.

Diğer taraftan, TCMB döviz kurunun para politikasının hedefleri arasında olmadığını belirtse de rezervlerin sey­rini izlemek gerekiyor. Ağırlıklı olarak küresel risk iştahındaki zayıflığın et­kisiyle TCMB bu ay döviz piyasasında yeniden net satıcı konumuna geçti. Ha­tırlanacağı üzere TCMB, İran savaşı­nın başladığı Mart ayında yaklaşık 50 milyar dolar sattıktan sonra, bu tutarın tamamına yakınını Ağustos ortasına kadar yeniden biriktirmişti.

Ancak İran savaşının yeniden şiddet­lenmesi ve yükselen enerji fiyatlarının yarattığı enflasyon kaygıları, gelişmiş ülke merkez bankalarını faiz artırımı­na yöneltti ve global risk iştahı bozuldu. Biz de TCMB’nin Ağustos ortasından itibaren yeniden döviz satmaya başla­dığını ve toplam satışın yaklaşık 15 mil­yar dolara ulaştığını hesaplıyoruz. Buna rağmen geçen Cuma itibarıyla brüt dö­viz rezervlerinin 171 milyar dolar, swap hariç net rezervlerin ise 39.5 milyar do­lar ile tarihsel olarak görece yüksek se­viyelerde bulunması rahatlatıcı. Ayrıca yurt içi yerleşiklerde dolarizasyon eği­limi görülmediğini de dikkate alırsak, bu seviyede bir rezerv kaybının da 100 baz puanlık ölçülü bir faiz indirimine engel olmayacağını düşünüyoruz.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 12.290,58 -2,40 %
Dolar 49,0055 0,03 %
Euro 55,6298 0,13 %
Euro/Dolar 1,1343 0,02 %
Altın (GR) 6.566,32 0,12 %
Altın (ONS) 4.181,85 1,63 %
Brent 95,4655 -2,95 %