‘Jeopolitik fırtına’ yurttaşı TL mevduattan altına itti

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Küresel jeopolitik risk­lerin zirveye tırman­dığı, sıcak savaş ve kırılgan ateşkes süreçlerinin yaşandığı büyük belirsizlik ortamında vatandaşlar yük­sek faizine rağmen TL mev­duattan uzaklaşırken; fiyatın­daki düşüşe rağmen altına ya­tırımdan caymadı. “Jeopolitik fırtına” dönemi olan yılın ilk beş ayında TL mevduat hac­mi enflasyon karşısında eridi. Dolar, Euro gibi döviz hesap­ları da reel olarak erirken, al­tın hesapları reel bazda büyü­meye devam etti.

ABD ve İsrail ile İran ara­sında yılın ilk aylarında patlak veren gerilim, şubat sonun­da başlayan sıcak çatışmalar ve ardından nisan sonrasında devreye giren geçici ateşkes turları, piyasalardaki gerilimi tamamen düşürmeye yetme­di. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BD­DK) bu sürecin ilk beş ayına ilişkin açıkladığı veriler, savaş ve belirsizlik gölgesinde geçen bu zorlu dönemin yatırımcı davranışlarını nasıl etkiledi­ğini ortaya koydu.

Türkiye İstatistik Kuru­mu’nun (TÜİK) tüketici fiyat endeksine göre enflasyonun yüzde 16,61 olduğu ocak-ma­yıs döneminde yurt içi yerle­şiklerin toplam TL mevduatı nominal olarak sadece 7,4’lük bir artışla 17 trilyon 249 mil­yar TL’ye yükseldi.

Beş aylık enflasyondan arındırıldığın­da TL mevduatın reel olarak yüzde 7,9 daraldığı görüldü. Bu dönemde parite etkisi da­hil nominal bazda sadece yüz­de 2 artışla 6 trilyon 35,7 mil­yar lira olan dolar, euro vb. döviz hesapları da reel bazda yüzde 12,5 daralırken, kıymet­li maden depo hesapları nomi­nal bazda yüzde 26,5, reel baz­da yüzde 8,5 artışla 4 trilyon 511,9 milyar liraya ulaştı.

Hem bireyler hem şirketlerde TL’den çıkış

Mayıs sonu itibarıyla yurt içi TL mevduatın 8 trilyon 747,9 milyar lira ile yarıdan fazlası gerçek kişilere ait. Şir­ketler ile KİT’ler, BİT’ler, va­kıf, sendika, dernek, oda, ko­operatif gibi tüzel kişileri kapsayan “ticari ve diğer ku­ruluşlar”a ait TL mevduat 7 trilyon 528,4 milyar lira olur­ken, aynı tarihte resmi ku­ruluşlara ait TL mevduat da 972,2 milyar lira düzeyinde.

Mevduat faizlerinin yüksek seyrini korumasına rağmen yılın ilk beş ayında reel olarak gerçek kişilere ait TL mevdu­at hacmi yüzde 5, ticari ve di­ğer kuruluşlara ait TL mevduat yüzde 7,4 daralırken, resmi ku­ruluşlara ait hacim ise nominal olarak da yüzde 18,5 daraldı ve reel daralma yüzde 30’u geçti.

Döviz mevduatında ise en büyük bölümü oluşturan ticari ve diğer kuruluşlara ait hacim beş ayda, kur artışı dahil no­minal olarak yüzde 4,7 artışla mayıs sonu itibarıyla 3 trilyon 132,9 milyar lira olurken, re­el anlamda yüzde 10,2 daraldı. Gerçek kişilere ait döviz mev­duat hacmi ise nominal baz­da yüzde 1,6 azalarak 2 trilyon 758,7 milyara geriledi ve reel daralma yüzde 15,6 oldu oldu.

Toplamda küçük bir paya sahip olan resmi kuruluşlar ise bu dönemde döviz hesap­larına yüklendi, bu kesime ait hacim nominal bazda yüzde 20,8, reel bazda yüzde 3,6 bü­yüyerek 144,1 milyar lira oldu.

Altında “dip avcılığı”

Bankacılık verileri; adım adım yükselen jeopolitik risk­ler ve gerilim sürecinde özel­likle sıcak çatışmalar döne­minde küresel ons altın fi­yatlarında yaşanan sert geri çekilmelerin tasarruf sahibini korkutmadığını ortaya koyu­yor. Bu dönemde özellikle ger­çek kişiler ve şirketlerin altın hesaplarının reel bazda büyü­meye devam ettiği görülüyor.

Mayıs sonu itibarıyla yurt içi kıymetli maden depo he­saplarının 4 trilyon 81,7 mil­yar lira ile yüzde 90’ın üze­rindeki bölümü gerçek kişi­lere ait. Söz konusu hacim ilk beş ayda nominal bazda yüzde 25,7, reel olarak yüzde 7,8 bü­yüdü. Daha az altın portföyü tutan ticari ve diğer kuruluş­lara ait hesapların hacmi ise nominal olarak yüzde 34,5 ve reel bazda yüzde 15,3 artışla 429,8 milyar liraya ulaştı. Res­mi kuruluşların bu tür hesap­ları ise sembolik düzeyde.

Bu verilerden, bireysel yatı­rımcılar ile ticari ve diğer ku­ruluşların, mart ayı boyunca süren sıcak savaş, nisandaki ateşkes ve haziranda somut­laşan ateşkes müzakereleri sürecinde altında yaşanan fi­yat düşüşlerini kalıcı bir kayıp değil, stratejik bir “alım fırsa­tı” olarak gördüğü, “dip avcılı­ğı” yapanların panikle çıkan­lardan daha fazla olduğu an­laşılıyor. Fiyatlar aşağı yönlü seyrederken sistemdeki altın hesaplarının cari bazda büyü­mesi ve beş ayda 8,5’lik bir re­el artış, bu kesimlerin net yeni giriş yaptığını gösteriyor.

Mevduat faizleri yükseldi

Jeopolitik risklerin damga vurduğu yılın ilk beş ayında tasarruf sahiplerinin TL mevduattan çıkıp altına yönelme eğiliminin faiz oranlarındaki yükselişe rağmen yaşandığı dikkati çekti.

Bir aya kadar vade ile açılan TL mevduatların aralık ayı ve bankacılık sektörü ortalamasında yüzde 45,66 olan yıllık basit faizi haziran ortalamasında yüzde 46,50’ye, 1-3 ay vadeli mevduatın yüzde 46,64’ten yüzde 49,39’a, 3-6 ay vadelinin yüzde 44,39’dan yüzde 48,59’a, 6-12 ay vadelinin yüzde 42,17’den yüzde 46,20’ye ve bir yıl ve daha uzun vade ile açılan TL mevduat hesabının faizi de yüzde 38,54’ten yüzde 42,49’a yükseldi.

Bu dönemde olumsuz koşullara rağmen hem çözülmeyi önleme hem de vadeyi uzatma çabası gözlenen bankacılık sektörü bir aya kadar vadenin yıllık faizini ortalamada sadece 0,85 puan, tasarruf sahiplerinin en çok rağbet ettiği 1-3 ay vadenin faizini de 2,75 puan yükseltirken, en yüksek artışı 4,20 puanla 3-6 ay arası vadede gerçekleştirdi. Bankalar bu dönemde 6-12 ay arası vadenin faizini 4,03 puan, bir yıl ve daha uzun vadenin faizini de 3,95 puan yükseltti.

TL mevduat kısa vadeye sıkıştı

Gelecek döneme yönelik belirsizlik ve risklerin masada kalması, enflasyonist beklentilerde henüz yeterince güçlü bir gerileme olmaması ve faizlerin daha da tırmanabileceği endişesi, vadeli mevduat yapısını daha fazla oranda kısa döneme kilitledi.

Mayıs sonu itibarıyla 17,2 trilyon lira olan yurt içi TL mevduat hacminin yüzde 16,6’sı vadesiz hesaplarda tutulurken, yüzde 24,5’ini 1 aya kadar, yüzde 48,8’ini 1-3 ay arası vadelerdeki hesaplar oluşturuyor. Buna göre vadesiz hesaplarla birlikte sistemdeki her 100 TL’lik mevduatın yaklaşık 90 TL’sinin vadesi 3 ayın altında ve bu da tasarruf sahibinin jeopolitik risk patlaması karşısında “likit kalma” isteğini yansıtıyor. Üç aya kadar vade ve vadesiz kısmın resmi kuruluşlarda yüzde 87, gerçek kişilerde yüzde 91,5 olan payı, ticari ve diğer kuruluşlarda yüzde 97’yi aşıyor.

Mudilerin, yüksek faize rağmen 6 ay veya 1 yıllık uzun vadeli taahhütlere girmekten kaçınması, piyasadaki “önünü görememe” ve fırsat maliyetini kaçırmama dürtüsünden kaynaklanıyor. Toplam yurt içi TL mevduatta 3-6 ay vadenin payı yüzde 6,8 ve 6-12 ay vadenin payı sadece yüzde 1,8 olurken, bir yıldan uzun vadenin payı da yüzde 1,5’le çok düşük düzeyde kalıyor.

‘Jeopolitik fırtına’ yurttaşı TL mevduattan altına itti - Resim : 1

‘Jeopolitik fırtına’ yurttaşı TL mevduattan altına itti - Resim : 2

‘Jeopolitik fırtına’ yurttaşı TL mevduattan altına itti - Resim : 3

Yazara Ait Diğer Yazılar