Sabit dedin hor gördün!

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Bitcoin ile hayatı­mıza girdi; “stab­lecoin”. İlk duyduğum anı hatırlıyorum, ger­çeği varken neden ki­min ürettiği bilinme­yen dijitalini alsınlar, hem de birebir aynı de­ğerdeyse! Büyük yanıl­gı olduğunu anladığım­da biraz zaman almıştı. Değer katkısı çok muh­teşem; kullanıcı elindekini kolay transfer edebiliyor, üreten ise ne­malanacak sermayeyi toparlıyor. Müthiş bir kazan-kazan modeli, ve şuan aktif olarak çalışıyor.

En popüleri Tether. Şirketin kö­keni 2014 yılına uzanıyor. İlk çıkı­şı “Realcoin” adıyla oldu; kısa sü­re sonra adı Tether’e çevrildi. Ku­rucusu bir hekim. Temel fikir çok basit: 1 adet dijital token üretilecek ve bu tokenın değeri 1 Amerikan dolarına eşit tutulacak. Yani kul­lanıcı, elindeki parayı blockchain üzerinde hızlıca taşıyabilecek ama Bitcoin’deki gibi sürekli fiyat dal­galanmasına maruz kalmayacaktı. Bu fikir özellikle kripto borsaları için büyük bir çözüm sundu. Çün­kü insanlar bir borsadan çıkıp tek­rar bankaya dönmeden, dijital do­lar benzeri bir varlıkla sistem için­de kalabiliyordu.

Tether’i önemli yapan şey tek­noloji kadar zamanlamasıydı. Kripto piyasası hızla büyürken, doların blockchain üzerindeki karşılığına çok büyük ihtiyaç doğ­du. Tether bu ihtiyacı büyük öl­çekte karşılayan ilk oyuncu oldu. Zamanla USDT, yani Tether’in do­lar sabitli tokenı, kripto piyasası­nın adeta nakit parası haline geldi. Bugün birçok yatırımcı için US­DT, “bankadaki dolar” ile “kripto piyasasındaki işlem gücü” arasın­da bir köprü işlevi görüyor.

Tether parayı nereden kazanıyor?

Cevap çarpıcı ve çok basit: Tet­her, sattığı dijital doların karşı­lığında topladığı gerçek dolarla­rı kasada boş boş bekletmiyor. Bu paraları riski az yüksek faiz geti­ren rezervlerde tutuyor. Özellikle altın, kısa vadeli ABD Hazine bo­noları, nakit benzerleri ve benzeri düşük riskli araçlar burada ana ro­lü oynuyor. Yani Tether’in iş mode­li, “doları dijitalleştirmekten ücret almak”tan çok, “toplanan büyük rezervi işletmek” üzerine kurulu.

Bunu basit bir örnekle düşüne­lim. Diyelim ki piyasada 100 mil­yar adet USDT var. Bu, Tether’in elinde buna karşılık gelen deva­sa bir rezerv bulunduğu anlamına gelir. Eğer bu rezervin büyük kıs­mı yıllık yüzde 4-5 faiz getiren kı­sa vadeli Amerikan tahvillerinde duruyorsa, Tether yalnızca bu re­zervleri işleterek milyarlarca do­larlık gelir üretebilir. Kullanıcının elindeki USDT yine 1 dolar olarak kalır; ama o 1 doların arkasındaki rezerv, Tether için gelir üretmeye devam eder. Şirketin asıl kazanç motoru budur.

Tether, kullanıcı için bir banka gibi; USD’nin değerinden saklan­masını, transferini sağlıyor; ama asıl kendisi için de bir portföy yö­netim şirketi gibi, topladığı kay­naklar ile yatırım yapıp kazanıyor, hatta kârını temettü olarak dağıt­mıyor. Kâr payı beklemeyen bir müşteri portföyün olduğunu dü­şün, bir PYŞ daha ne ister ki.

Esas büyük güç, ölçekten gelir. Yani ne kadar çok USDT dolaşımda olursa, Tether’in yönettiği rezerv de o kadar büyür. Rezerv büyüdük­çe faiz geliri de büyür. Bu yüzden Tether’in başarısı sadece “bir stab­lecoin çıkarması” değil, dünyanın en büyük dijital dolar havuzların­dan birini kurmuş olmasıdır.

Tether dışarıdan bakınca sadece “1 dolara sabit bir coin” gibi görü­nür. Ama gerçekte, bu modelin ar­kasında dev bir rezerv yönetimi ve faiz geliri makinesi vardır. Onu güç­lü yapan şey de tam olarak budur.

Birebir aynı ama katma değeri misli!

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 13.458,10 1,24 %
Dolar 47,5426 0,06 %
Euro 54,9324 0,29 %
Euro/Dolar 1,1545 0,14 %
Altın (GR) 6.131,28 -0,89 %
Altın (ONS) 4.067,01 0,56 %
Brent 88,8685 2,26 %