Sanayi üretiminde endişeler artıyor

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Ekonomide gözle gö­rülür iyileşme ema­releri görülmediği za­man Türkiye ekonomi­sinin yapısal sorunları çok daha fazla görünür olmaya ve kamuoyun­da tartışılmaya başla­nıyor. 2023 yılının ha­ziran ayında ekonomi yönetimi göreve gelir gelmez uygulamaya başlanan po­litikaların olumlu sonuçları bir türlü görülemedi. Enflasyon ha­la %30’ların üzerinde seyreder­ken, bu kadar uzun süre mali ke­simin istikrarı için uygulanan politikaların reel sektör üzerin­deki olumsuz etkileri daha görü­nür hale geldi.

Bu olumsuz gelişmelerden biri de sanayi üretiminde son aylarda belirgin hale gelen gerilemelerdir.

Ekonomi yönetimi açık bir şe­kilde önceliğini ülkenin finans­man sorunlarına verirken, alı­nan tedbirlerle dışarıdan serma­ye akımını güvence altına almayı amaçlamıştır. Mevcut iktidar ve ekonomi yönetiminin ülkenin reel sektörünün ihtiyaç duyduğu yapısal ekonomik dönüşümü ger­çekleştirecek politikaları yok. Şu anda bile reel sektöre yönelik ge­liştirilen uygulamalar böyle bir dönüşümün işaretini vermiyor. Aksine mevcut politikaların reel sektör üzerinde yaratmış olduğu olumsuz finansal etkileri yumu­şatmayı amaçlıyor.

Reel sektörün hiçbir sorunu kalıcı olarak çözülmeden sadece sürüncemede bırakılıyor.

Sanayide üretim kayıpları

Son haftalarda baskılanmış olan TL kurunda görülen aşırı değer kazancı kamuoyunun dik­katini çekti. Gerek TCMB’nin hesapladığı reel efektif döviz kuru, gerekse kamuoyunda sık­ça kullanılan BigMac endeksleri TL’deki değerlenmeye işaret et­meye başladı.

Bu durum ihracatçı sanayi iş­letmelerin iş yapmalarını zor­layıcı bir etki yaratarak, ihracat piyasalarında rekabet gücü ka­yıpları yaşanmasına neden ol­maya başladı. Artan işçilik ma­liyetleriyle birlikte “fahiş” dü­zeylere çıkmış olan finansman maliyetler işletmelerin rekabet gücünün azalmasına yol açan diğer faktörler olarak karşımı­za çıktı. Maalesef işletmele­rin kendi kontrolü dışında geli­şen bu olumsuzlukları giderici ve makroekonomik gerçekler­le uyumlu çok daha gerçekçi bir kur politikası ise ekonomi yöne­timinin gündeminde yer almadı; almıyor da.

Zira yönetim dışarıdan finan­sal kaynak girişinde yavaşlama riskini göre almaktan çekiniyor. Bunu da reel kesimde istikrar­sızlık pahasına gerçekleştiriyor.

TÜİK’in son açıkladığı 2021 temelli sanayi üretim endeksi sanayideki bu gelişmelerin ipuç­larını vermektedir.

Haziran ayında yıllık düzeyde sanayi üretim endeksinde %1,4 azalma son derecede çarpıcıdır. Aylık düzeyde ise sanayi üreti­mindeki değişim %0,1’lik pozitif bir değerle neredeyse sıfır ola­rak gerçekleşmiştir.

Ancak asıl endişe veren geliş­melerin imalatta gerçekleştiği görülmektedir. İmalat üretimin­de aylık değişim sıfır olarak ger­çekleşirken, yıllın düzeyde aynı sektörde %1,5 azalmıştır.

Maalesef sanayinin sorunları yapısal olduğu için üretimdeki bu gelişmeleri sadece dönemsel gelişmelerin bir sonucu olarak yorumlamak pek mümkün gö­rünmüyor.

Sanayideki üretim kaybının kaynakları

İmalat sektörünün üretim dü­zeyinde gözlemlenen bu geliş­meler Türkiye ekonomisinde bir sanayisizleşme eğiliminin baş­ladığına yönelik iddiaları güç­lendirdi ve kamuoyunda bu ko­nunun tartışılmasına yol açtı.

Aslında ekonomideki sanayi­sizleşme sorunu bir süredir var. Zaten birçok akademik çalışma bu eğilimi çok daha önceleri tes­pit etmişti.

Ancak akademik çalışmaların asıl ilgilendiği konu ise bu sana­yisizleşmenin “erken” bir sana­yisizleşme olup olmadığıdır. Ya­ni hala sanayide gidecek yol var­ken, sanayileşmeden geri dönüp hizmetler sektörüne geçilip ge­çilmediğidir.

Kanımca marjinal düzeyde sa­nayide sermeyenin verimliliği artışı bakımından hala gidecek yol var. O nedenle bugün ekono­mide görülen sanayisizleşme­nin beklenenden erken olduğu­nu söylemek mümkün.Dahası bu durum verimliliğin çok daha düşük olduğu hizmetlerin büyü­mesi şeklinde gerçekleşiyorsa, ekonomideki toplam faktör ve­rimliliğinin bu sanayisizleşme eğiliminden olumsuz yönde et­kilenmesi kaçınılmazdır.

Şekil1a ve şekil 1b’de TÜİK’in açıkladığı sanayi üretim endek­sindeki değişim oranının trend ve dönemsel çevrimlerine ayrıl­mış halleri görülmektedir. Seri­ler ekonomi yönetiminin göre­ve başladığı dönemden sonraki ayları içerecek şekilde Şekil 1’de çizilmiştir.

Enflasyonla mücadele politikalarının sanayi üretimi üzerine etkisi

Şekil 1b’de endeksteki deği­şim oranlarının döngüsel değer­leri görülüyor. Döngüsel değişim oranları bu dönemin büyük bö­lümünde negatif değerler alır­ken, herhangi bir pozitif artış eğilimi de göstermiyor. Dahası bu döngüsel değişimler aylık se­viyeden üretimde büyük dalga­lanmaların kaynağını oluşturu­yor.

Asıl sorun ise sanayi üretimi aylık değişimin trendinde gö­rülmektedir. Öncelikle bu deği­şim çok küçük oranlarda gerçek­leşirken, 2026 yılının başından itibaren neredeyse durağan bir eğilim göstermiştir.

Buradan da anlaşıldığı gibi sa­nayide Haziran ayı üretim veri­lerinde görülen aylık değişimin sınırlı seviyelerde kalmış olma­sının bir nedeni trend değişimin neredeyse sabit kalmasıdır. Di­ğer ise döngüsel değişimindeki azalmanın hız kesmesidir.

Kanımca ekonomi yönetimi­nin yapması gereken, trend de­ğişimi dikkate alarak sanayi üre­timinin bu bileşiminde kayda değer iyileşmeleri sağlayacak tedbirleri almaktır. Zira ekono­mi yönetiminin başa gelmesin­den bu yana bu şekillerdeki de­ğişimin yönü sanayi üretimin­de yapısal bir düşüşün olduğuna işaret ediyor. Bunu konjektürel bir gelişme olarak kabul etmek zor. Aksine Bunun uygulanan (hatta uygulanmayan) politika­ların bir sonucu olduğunu dü­şünmek çok daha olası.

Herhangi bir tedbir alınma­dığı takdirde burada gördüğü­müz olumsuz gelişmelerin gele­cek aylarda çok daha dramatik boyutlara ulaşması beklenebilir. Böylesine yoğun bir siyasi gerili­min yaşandığı bir ülkede sanayi­leşmeye hız vermeyi amaçlayan ekonomik uygulamaların yapıl­ması siyasi istikrarın temin edil­mesiyle mümkündür. Böyle bir istikrarın ise kısa vadede ortaya çıkması pek mümkün görülme­mektedir.

Sanayi üretiminde endişeler artıyor - Resim : 1

Sanayi üretiminde endişeler artıyor - Resim : 2

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 14.458,98 2,34 %
Dolar 47,9501 0,06 %
Euro 56,1494 0,34 %
Euro/Dolar 1,1680 0,02 %
Altın (GR) 6.807,53 1,03 %
Altın (ONS) 4.522,25 -0,02 %
Brent 90,0230 -0,15 %