Tenis efsanesi Federer'den hayat dersleri

Prof. Dr. Çisil SOHODOL
Prof. Dr. Çisil SOHODOL cisil.sohodol@dunya.com

Dünyanın gelmiş geçmiş en muhteşem tenis efsanelerinden birisi olan Roger Federer, geçtiğimiz hafta Dartmouth Üniversitesi'nden “fahri doktora” aldı ve mezuniyet törenine katılıp öğrencilere bir konuşma yaptı. Federer, 2022 yılında sonlandırdığı profesyonel tenis kariyeri boyunca tüm dünyanın takdir ettiği müthiş bir oyuncuydu. Onun mezuniyet töreninde yaptığı konuşmayı izlerken çok sayıda maçını hatırladım ve anlattığı şeyleri o maç görüntüleri ile birleştirdiğimde içimi bir kez daha hayranlık kapladı. Federer, mezun öğrencilere tenis ile ilişkilendirdiği üç hayat dersi verdi:

“Zahmetsiz”… bir efsanedir.

"Zahmetsiz” sözünü çok duymuş biri olarak söylüyorum; bu kelime bir şehir efsanesidir. İnsanlar, oyunumun zahmetsiz olduğunu söylerdi. Çoğu zaman bunu bir iltifat olarak söylüyorlardı. Ama zahmetsizce kazandı, ya da "neredeyse terlemedi bile!" demeleri beni hayal kırıklığına uğratıyordu.

Gerçek şu ki, kolay/zahmetsiz gibi görünmesi için çok çalışmam gerekti. Soğukkanlılığımı korumayı öğrenene kadar yıllarımı sızlanarak, küfrederek ve raketimi fırlatarak geçirdim. Kariyerimin başlarında, İtalya Açık'ta bir rakibimin zihinsel disiplinimi alenen sorgulaması benim için önemli bir ders oldu. Rakibim, “İlk iki saatin favorisi Roger olacak, sonrasında da favori ben olacağım” dedi.

İlk başta şaşırmıştım. Ama sonunda ne söylemeye çalıştığını anladım. İlk iki saatte herkes iyi oynayabilir. Formdasınız, hızlısınız, fiziken ve zihnen güçlüsünüz. İki saat sonra bacaklarınız sallanmaya başlar, aklınız başka yere gitmeye başlar ve disiplininiz kaybolmaya başlar. Ve rakibim benim iki saat sonunda disiplinimi kaybedeceğimi düşünüyordu. Bu yüzden daha sıkı antrenman yapmaya başladım. Ve zor anlarda zihinsel disiplinimi korumak için de büyük emek verdim.

Zahmetsizce kazanma ününe kavuştum çünkü turnuvalardaki ısınmalarım o kadar rahattı ki insanlar çok fazla antrenman yaptığımı düşünmediler. Ama ben çok çalışıyordum; turnuvadan önce, kimse izlemediğinde. Sadece saf yetenekle geldiğim yere varamadım. Fiziksel ve zihinsel olarak kendimi geliştirmek için hep çok çalıştım. Umarım siz de benim gibi "zahmetsiz" olmanın bir efsane olduğunu öğrenmişsinizdir.

Bu sadece “Bir puan”…

Düşündüğünüzden daha çok çalışabilir ve yine de kaybedebilirsiniz. 2008 yılında Nadal ile final oynağım maçta Wimbledon’ı kaybettim. Bir numaralı sıralamamı kaybettim. Ama ne yapmam gerektiğini biliyordum. Çalışmaya ve yarışmaya devam etmeliydim. Teniste mükemmellik imkansızdır... Kariyerim boyunca oynadığım 1.526 tekler maçının neredeyse yüzde 80'ini kazandım.

Ama bu maçlarda oynanan oyun puanlarının yüzde kaçını ben aldım biliyor musunuz? Sadece yüzde 54’ünü. Yani, en üst sıralarda yer alan tenis oyuncuları bile oynadıkları puanların ancak yarısından fazlasını kazanabiliyor. Bu yüzden her kayba takılıp kalmamayı öğrenmek, “tamam hata yaptım ama bu sadece bir puan ve buna takılıp kalmamalıyım” düşünce yapısına geçebilmek çok elzem. Gerçek şu ki, hayatta hangi oyunu oynarsan oyna bazen kaybedeceksin. Bir puan, bir maç, bir sezon, bir iş... Pek çok inişli çıkışlı bir inişli çıkışlı bir süreç bu. Dünyanın en iyileri, kayıplarla nasıl başa çıkacaklarını bildikleri için başarırlar. Bu zihniyet gerçekten çok önemlidir, çünkü sizi bir sonraki noktaya ve ondan sonrakine taşımaya yardım eder.

Hayat korttan daha büyüktür

Tenis kortu küçük bir alandır. Çok çalıştım, çok öğrendim ve o küçük alanda çok kilometreler koştum. Ama dünya bundan çok daha büyük... Şanslıysam belki 30'lu yaşlarımın sonuna kadar rekabetçi bir şekilde oynayabileceğimi biliyordum. Hatta belki… 41!

Ama ilk beşte olduğumda bile bir hayata sahip olmak benim için önemliydi. Seyahatle, kültürle, arkadaşlıklarla ve özellikle aileyle dolu, ödüllendirici bir hayat benim için hep önemliydi. Köklerimden asla vazgeçmedim ve ben nereden geldiğimi asla unutmadım.

Dünyayı dolaşmaktan heyecan duyuyordum ama sadece bir turist olarak değil... Başka ülkelerdeki insanlara hizmet etmek istediğimi çok erken fark ettim. Güney Afrikalı annemin motivasyonuyla çocukları eğitim yoluyla güçlendirmek için bir vakıf kurdum.

Bugüne kadar 3 milyona yakın çocuğun kaliteli eğitim almasına, 55.000'den fazla öğretmenin yetişmesine yardımcı olduk.

Hayırseverlik birçok anlama gelebilir. Bu, kar amacı gütmeyen bir kuruluş başlatmak veya para bağışlamak anlamına gelebilir. Ama aynı zamanda fikirlerinizi, zamanınızı ve enerjinizi kendinizden daha büyük bir göreve katkıda bulunmak anlamına da gelebilir. Hepinizin verecek çok şeyi var ve umarım fark yaratmanın kendi benzersiz yollarını bulursunuz. Çünkü hayat gerçekten “bir korttan” çok daha büyük.

Federer zaten hepimizin kalbini defalarca kazanmıştı ama bu konuşma ile çok önemli dersler de verdi. Ne şanslıyız ki onu kortlarda izleme şansına erişen bir nesiliz...

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar