Yapay zekânızı nasıl alırsınız?
Bu yazdan beri yapay zekâ (YZ) kapasitesi çok hızla artarken YZ’nin yol açabileceği güvenlik riskleri ve düzenlenme ihtiyacı konusundaki tartışma da giderek güçlendi. Bunun bir nedeni neredeyse hafta geçmiyor ki YZ’yle ilgili yeni bir vahim siber güvenlik ihlali haberi gelmesin.
OpenAI, Anthropic, Meta ve Google gibi önce gelen YZ şirketleri bir süredir YZ modellerinin kontrolden çıktığını, insanların yönlendirmediği bazı adımları atarak güvenlik sınırlarını ihlal ettiği, farklı ülkelerden aralarında hükümetlere ait olanların da bulunduğu web sitelerine sızdıkları bilgilerini raporluyorlar.
YZ’nin düzenlenmesi tartışmalarının bir ayağında da özellikle de Çin ve ABD arasındaki rekabetin giderek kızışması yer alıyor.
Geçen hafta yapılan BM toplantılarında dikkat çeken başlıklardan birisi de Anthropic’in CEO’su Dario Amodei ve OpenAI’ın CEO’su Sam Altman’ın BM güvenlik konseyinde yaptıkları konuşmalardı. Amodei’nin terörist grupların biyolojik silah üretmek için YZ’yi kullanmaya kalkıştığını söylemesi ve YZ’nin bu hızla gelişmeye devam etmesi halinde insanlığın YZ üzerinde denetiminin kalmayabileceği uyarısı çok dikkat çekti.
YZ insanlığı yok eder mi?
YZ’nin yol açabileceği risklerle ilgili senaryoları üç başlıkta toplayabiliriz:
YZ insan soyunun sonunu getirebilir. Buna artık sadece bir bilimkurgu distopyası olarak bakılmıyor. Buna yüzde 10’dan az olmayan bir ihtimal atfedenler arasında yapay sinir ağları ve makine öğrenimi alanındaki çalışmalarıyla 2024 Nobel Fizik Ödülü'nü alan Geoffrey Hinton ve Anthropic'ten kıdemli yapay zekâ güvenliği araştırmacıları var.
İnsan soyunun sonu gelir mi? İnsanın dünya üzerinde değişen fiziksel koşullara adaptasyon yeteneği en güçlü canlı türleri arasında olmadığı aşikar. Ama insanın biyolojik zekâsını da yabana atmamak gerek. Bu noktaya varılmadan önce tehlikenin anlaşılmasını, bu konuda ortak bir tavır alınıp önlem alınmasını temenni edelim. YZ’nin insan soyunun sonunu getirmesi korkusunu 1950’lerin atom bombası korkusuna benzetmek mümkün. Nükleer silah deneyimi bize rakip devletlerin birbirine güvenmediği bir ortamda uluslararası kurallar oluşturmanın zor olsa da ne kadar önemli olduğunu öğretti.
İkinci ihtimal YZ’nin sadece insanın kapasitesini, verimliliğini artıran bir araç olmaktan öteye bir etkisinin olmaması. Bu da olasılığı düşük bir senaryo. Tarihe bakınca daha önceki teknolojik devrimlerin toplumsal yapıda köklü değişiklikler yarattığını görüyoruz.
Bence asıl önemli olan üçüncü senaryo… YZ'nin insanın çalışma, üretme ve tüketme biçimini, sınıfsal ilişkileri ve küresel güç dengelerini değiştirmesi.
Bu da bizi YZ’nin nasıl yönetileceği konusuna getiriyor. Çünkü sonuç olarak YZ’nin olası etkisi insana ve insanın oluşturduğu sosyal düzene bağlı.
YZ konusunda ülkeler arası işbirliği
YZ konusunda kıran kırana bir rekabet içinde olan şirketlerin CEO’larının yavaşlama ihtiyacına dikkat çekmesi, bunun için de düzenleme çağrısında bulunmasının arka planında ticari çıkarlar olabilir pekâlâ. Ama nükleerden ilaca birçok sektörde düzenleme varken, YZ’nin dışarda tutulmasının bir mantığı yok.
YZ modellerinin yetenekleri, özellikle de kendi kendilerini eğitebilme yeteneği geliştirdikçe, yol açabileceği güvenlik risklerini değerlendirmek ve standartları belirlemek için ülkeler arasında ortak bir anlayış gerekiyor. Oysa ABD’nin, Çin’in ve AB’nin YZ’ye yaklaşımındaki farklılıklar ortak bir noktaya varmayı zorlaştırıyor.
Ülkeler arası işbirliği çok gerekli ama bir o kadar da zor. Liberal küresel düzenin çatırdadığı bir ortamda YZ tam da jeopolitik rekabetin merkezinde yer alıyor. Dolayısıyla ortaya klasik bir kolektif eylem problemi çıkıyor: Herkesin aynı anda yavaşlaması güvenliği artırabilir ama herkes yavaşlarken buna uymayan ülkeler diğerlerine fark atar.
Nitekim Amerikalı YZ patronlarının uyarılarına ve uluslararası standartlar ve ortak güvenlik mekanizmaları geliştirilmesi çağrılarına, YZ konusunda kazananın yarışı da kazanacağını düşünen Trump mesafeli yaklaşıyor. BM toplantısı çerçevesinde yapılan Trump-Xi görüşmesinden YZ konusunda ortak bir düzenleme ya da geliştirme hızını sınırlayacak bir mekanizma çıkmadı.
Bir de tabii YZ’yi geliştiren ülkelerin yanında Türkiye gibi teknolojiyi büyük ölçüde dışarıdan alan ve kullanan ülkeler de var. Aslında, kuralları ve standartları ABD mi Çin mi yoksa AB mi belirleyecek diye süren tartışma yanlış bir tartışma. Eğer, esas mesele, YZ’nin yol açabileceği felaketleri önlemek ve bu teknolojiyi insanlığın yararına kullanılmasını sağlamaksa bu ancak tüm ülkeleri dahil eden bir küresel yönetişim mimarisiyle olabilir.