Yunanistan’ın "Aşil Topuğu" İsrail’e emanet
İsrail ve Yunanistan, iki gün önce (Pazartesi günü) 3 milyar euroluk devasa bir hava savunma anlaşmasına imza attılar. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, anlaşmanın İsrail’in tarihindeki en geniş kapsamlı savunma anlaşmalarından biri olduğunu belirterek, “Yunanistan ile imzalanan güvenlik anlaşması, Yunanistan ve Kıbrıs’la (Güney Kıbrıs) 10 yıl önce oluşturduğumuz Doğu Akdeniz İttifakı’nın doğrudan devamı niteliğindedir” dedi.
Bundan tam üç ay önce İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki savunma ve enerji alanlarındaki işbirliğinin her geçen gün daha artarak Türkiye’ye karşı bir Doğu Akdeniz bloğu olma tehdidi taşıdığını yazmıştım. İşte o tehdit, İsrail ve Yunanistan arasında son yapılan savunma anlaşmasıyla daha da büyüdü.
İsrail basınında yer alan yorumlara bakacak olursanız bu anlaşma bölgede “Türkiye ve İran’dan gelebilecek olası hava saldırılarına karşı” imzalanmış. Bu yorumları okuyunca beni bir gülme tuttu. Birincisi, her gün Türkiye ile yatıp Türkiye ile kalkan, sabah- akşam ana haber bültenlerinde mutlaka Türkiye ile ilgili haberlerin yer aldığı Yunanistan’ın yılladır “Türkiye bize her an saldırabilir” paranoyasıyla yatıp kalktığını hepimiz biliyoruz. Yunan politikacılar da iç politikada kendi seçmenlerini konsolide etmek için bu korkuyu beslemenin epey ekmeğini yediler.
Yunanistan tehdit olamaz
Ancak bu paranoyanın reel politikada bir karşılığı olmadığını da - en azından biz aklıselim insanlar olarak - biliyoruz. Bir kere her iki ülke de NATO üyesi, birbiriyle askeri çatışmaya girmesi gibi bir durum kolay kolay söz konusu olamaz. İkincisi Türkiye kendi ulusal güvenliği tehdit edilmediği müddetçe kimsenin toprağına saldırmaz.
Ayrıca - söz konusu askeri kapasite ve bölgesel güç olma iddiasıysa eğer- takdir edersiniz ki Yunanistan ile Türkiye’yi aynı ligde sayamayız. Değil Türkiye’nin, dünyadaki başka hiç bir büyük ülkenin de Yunanistan’ı kendine bir tehdit olarak göreceğini sanmıyorum. O nedenle Yunanistan’ın 3 milyar euroluk İsrail’le yapmış olduğu savunma anlaşmasının, İsrail’in kasasını doldurmaktan başka bir faydası yok.
“İran saldırısı” bahanesi
İkinci sebep ise daha da gülünç: “İran’dan gelebilecek olası hava saldırılarına karşı!” ABD ve İsrail’le aynı anda savaş halinde olan İran, durduk yerde kalkıp Yunanistan’ı vuracak öyle mi? Hiç olacak iş mi? Şöyle söyleyeyim, İran’ın Yunanistan’ı vurmak bir kenara, içinde bulunduğu yoğun savaş gündeminde, Yunanistan diye bir ülkenin varlığı bile aklına gelmiyordur.
Anlaşmanın bir diğer gülünç tarafı da adının “Aşil Kalkanı” olması. Bu anlaşmanın adına, Truva Savaşı’nın baş kahramanlarından Aşil’in adının verilmesi ve anlaşmanın Truva Savaşı sırasında İthaka Kralı Odysseus’un başından geçenlerin anlatıldığı “Odysseia” filminin tüm dünyada vizyonda olduğu bir döneme denk gelmesi tesadüf mü? Savunma anlaşması mı imzalanıyor, seyircisi uluslararası kamuoyu olan büyük bir şov mu yapılıyor belli değil. Kaldı ki Aşil, mitolojik olarak da son derece yanlış bir tercih.
Çünkü efsaneye göre Yunan mitolojisindeki en büyük savaşçı olan Aşil, ölümsüz olması için bebekken annesi tarafından kutsal Styx nehrine batırılır. Ancak annesi onu topuğundan tuttuğu için su bu bölgeye değmez ve ayağının topuk kısmı kuru kalır. Aşil, Truva Savaşı'nda Paris'in attığı zehirli bir okla bu savunmasız noktasından, yani topuğundan vurularak hayatını kaybeder. Bu nedenle deyimsel olarak, güçlü bir yapının en zayıf noktasına ya da bir kişi ya da kurumun en kırılgan tarafına “Aşil topuğu” adı verilir. Bu bağlamda 3 milyar dolarlık savunma anlaşmasının adını “Aşil Kalkanı” koymak ne kadar mantıklı, siz karar verin. Haydi diyelim İsrailliler mitolojiden bihaber, Yunanlar nasıl böyle bir hataya düştü anlamak mümkün değil.
Kaldı ki İsrail ile olan bu yakınlaşmadan ve yapılan bu anlaşmadan Yunan halkının da önemli bir bölümü memnun değil. Tüm dünyada olduğu gibi Yunanistan’da da gitgide büyüyen bir İsrail karşıtlığı var. Keza eski Maliye Bakanı Yanis Varufakis de önceki gün, yani anlaşmanın imzalandığı gün X platformunda yaptığı paylaşımda, “Yunanların büyük çoğunluğunun (İsrail’deki) soykırımcı Apartheid rejimine karşı çıkmasına rağmen, yönetici sınıfın Yunanistan’ı bu aşağılık anlaşmaya sürüklemesinden utanıyorum” diye yazdı.
Şurası bir gerçek, İsrail bölgeyi sürekli daha fazla germenin ve militarize etmenin peşinde ancak bu gibi agresif adımlarla bölgeyi daha fazla militarize etmenin kimseye bir faydası yok.