Altında yeni rekorun önündeki üç engel
Altın fiyatları geçen yıl boyunca önemli bir ralliye imza atıp, yeni yıla da hızlı başlamışı. Ocak ayında ons başına 5 bin 400 doların üzerine çıkan fiyatların ekim ayında 4 bin 100 dolar seviyelerine gerilemesi, güvenli limanın bile küresel piyasalardaki sert rüzgârlardan kaçamadığını gösteriyor. Türkiye gibi ülkelerde geleneksel yatırım aracı olarak görülen altının nasıl bir seyir izleyeceği çok sayıda kişi tarafından merak ediliyor.
Hepsinin de ortak sorusu: Altın yeniden rekor seviyelere çıkar mı? Altında yeni zirvelerin görülmesinin önünde üç engel öne çıkıyor. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) yüksek faiz politikası, güçlenen dolar ve her yükselişte gelen kâr satışları. Buna karşılık merkez bankalarının alımları ve jeopolitik riskler altının uzun vadeli hikâyesini canlı tutuyor.
Altının yönünü belirleyen başlıca unsurlardan biri, Fed’in faiz politikasına ilişkin beklentiler. Fed, eylül toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4 aralığına yükseltti. Enerji maliyetlerindeki artışın enflasyonu besleyebileceği endişesi, faizlerin uzun süre yüksek kalması ihtimalini güçlendiriyor. Faiz getirisi olmayan altın, yüksek faiz ortamında tahvil gibi getiri sağlayan araçlarla rekabet etmek zorunda.
ABD tahvil getirilerinin yükselmesi, altının alternatif maliyetini artırarak fiyatları baskılayabiliyor. Bu nedenle 27-28 Ekim’deki Fed toplantısında yalnızca faiz kararı değil, sonraki adımlara ilişkin mesajlar da önem taşıyor. Öte yandan doların değer kazanması, dolar üzerinden fiyatlanan altını diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar için pahalılaştırıyor. Yükselen ABD tahvil getirileri de faiz geliri sunmayan altının cazibesini azaltıyor.
Fiyatlar düşerken fonlar aldı
Dünya Altın Konseyi’nin ekim başındaki değerlendirmesine göre, eylülde güçlenen dolar ve yükselen tahvil getirileri altındaki gerilemenin başlıca nedenleri arasındaydı. Buna karşın küresel altın borsa yatırım fonlarına 10 milyar dolarlık, yaklaşık 67 tonluk net giriş gerçekleşti. Fiyatlar düşerken fon girişlerinin sürmesi, kısa vadeli satış baskısıyla uzun vadeli talebin birbirinden ayrıştığını gösteriyor. Yeni bir yükseliş dalgasının güç kazanması için doların ivme kaybetmesi ve tahvil getirilerindeki baskının hafiflemesi gerektiği söyleniyor. Aksi durumda yatırım talebi korunsa bile altının eski zirvelerine ulaşmasının zaman alabileceği görüşü hakim.
Vadeli işlemlerin etkisi arttı
Rekor seviyelerin ardından yatırımcıların kârlarını realize etmesi, altındaki düşüşü hızlandırabilecek bir diğer unsur. Özellikle vadeli piyasalarda pozisyonların azaltılması, fiyatların önemli direnç seviyelerini aşmasını zorlaştırıyor. Kısa vadeli baskılara rağmen merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirme çabaları, jeopolitik belirsizlikler ve kamu borçlarına ilişkin kaygılar altını destekliyor. Merkez bankalarının altın alımları eylülde yaklaşık 63 tona ulaşarak Kasım 2024’ten bu yana en yüksek aylık düzeye çıktı. Ancak yapısal talep, dolar ve faizlerdeki yükselişi her koşulda telafi edemiyor. Yeni rekor için merkez bankası alımlarının sürmesinin yanı sıra finansal koşulların da altın lehine değişmesi gerekiyor.