Piyasalar Fed virajına giriyor
Geçen hafta TCMB ve Avrupa Merkez Bankası’nın faiz kararını takip eden piyasalarda gözler ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 16 Eylül’deki faiz kararına çevrildi. Piyasalar 25 baz puanlık faiz artışını fiyatlıyor. İçeride ise fonlara yönelik SPK düzenlemesi sonrası artan hisse bazlı hareketlilik sürebilir.
Piyasalar hem içeride hem de dışarıda oldukça hareketli bir haftayı daha geride bıraktı. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) özellikle serbest yatırım fonlarına yönelik iki hafta önce yaptığı düzenlemenin etkileri hisse senetleri cephesinde etkisini sürdürüyor. ABD ve İran arasındaki gerginliğin yeniden tırmanmasıyla Brent türü petrolün varil fiyatının 100 doların üzerini test etmesinin yanında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz kararları geçen haftanın öne çıkan gündem maddelerinin başında geldi. TCMB, politika faizini beklendiği gibi yüzde 37 seviyesinde sabit tutarken ECB 25 baz puanlık faiz artırımına gitti.
16 Ekim’deki Fed kararı kritik
Bu yılın ikinci faiz artırımına giren ECB, enerji şokunun kalıcı hale gelmesi halinde yeni faiz artışlarının gelebileceği mesajını verdi. Bu durum Avrupa tahvil faizleri açısından yukarı yönlü, euro açısından ise destekleyici bir tablo oluşturabilir. Ancak daha yüksek faizlerin Avrupa ekonomisinde büyüme üzerinde yaratacağı baskı da göz ardı edilmemeli. ABD’de gelen enflasyon verisi, yatırımcıların önündeki denklemi biraz daha karmaşık hale getirdi. Ağustos ayında tüketici enflasyonu aylık yüzde 0,4, yıllık yüzde 3,4 arttı ve beklentilere paralel gerçekleşti. Ancak çekirdek enflasyonun aylık yüzde 0,3’e yükselmesi, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) önündeki tabloyu tamamen rahatlatmadı. Şimdi bütün gözler Fed’in 16 Eylül’deki faiz kararına çevrildi.
Hisse bazlı hareketlilik arttı
Piyasalar 16 Eylül’deki toplantıda Fed’in 25 baz puanlık faiz artırımına gitme ihtimalini fiyatlıyor. Fed’in faiz kararı kadar bundan sonraki faiz patikasına ilişkin vereceği mesajlar da önemli. Çünkü petrolün 100 doların üzerinde seyretmesi, merkez bankalarının “enflasyon mu büyüme mi?” ikilemini yeniden gündeme getiriyor. Petrol fiyatlarındaki yükselişin kalıcı olması halinde Fed’in faiz konusunda daha temkinli davranması, doların ve ABD tahvil faizlerinin yukarı yönlü hareket etmesi mümkün. Bunun tersi, yani Fed’in piyasayı rahatlatan bir mesaj vermesi ise küresel risk iştahını artırabilir. SPK’nın fon düzenlemesi sonrasında Borsa İstanbul tarafında artan hisse bazlı hareketliliğin yeni haftada da sürmesi bekleniyor. Özellikle portföy yönetim şirketleriyle ilgili satın alma haberleri yakından izlenen bir diğer konu. Geçen hafta fonların portföylerini yeni düzenlemeye uyumlu hale getirme çabaları bazı büyük BIST30 hisselerinde sert fiyat hareketleri yaşanmasına neden oldu.
Borsa İstanbul’da kritik seviyeler
ABD-İran cephesinden gelecek açıklamalar, petrol fiyatlarının seyri, Fed’in faiz kararı, fonların portföy ayarlamaları ve portföy yönetim şirketlerine yönelik haber akışları yeni haftanın gündem maddeleri olarak sıralanıyor. Borsa İstanbul’da teknik görünüme bakıldığında, geçen haftayı 14 bin 467 puan seviyesinden tamamlayan BIST 100 Endeksi için kısa vadeli direnç bölgesi 14 bin 500 seviyesinde. Geçen hafta 14 bin 673 puana kadar çıkan endeks, 14 bin 500 direncinin üzerinde kalıcı olamadı. Borsada tam bir rahatlamadan bahsedebilmek için 14 bin 700 puanın üzerinde kapanışların olması gerektiğine dikkat çekiliyor. Aşağı tarafta ise 14 bin 250, 14 bin ve 13 bin 725 puan seviyeleri sıralı destek bölgeleri olarak öne çıkıyor.