Denizcilikte Türk yıldızı

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Deniz Kuvvetleri’nden Sahil Güvenlik’e, gezi botlarından küresel bayi ağına uzanan bir başarı öyküsü… Northstar, hem askeri alandaki dayanıklılığı hem de dünyaca ünlü tasarımcılarla geliştirdiği lüks botlarıyla dalgalara yön veriyor. Direksiyondaki isim olan Cengiz Arsay ile hem tekne üretimini hem de 90 yıllık klasik otomobillerle çıktığı kıtalararası rotaları konuştuk.

Northstar markasının kuruluş hikayesi, ama­cı ve hedefleri nelerdir?

Northstar’ın temelleri 1989 yılında Marintek’in kuruluşuy­la atıldı. Marintek, deniz ekip­manları dağıtımı yapmak üzere kurulmuştu ancak ilk yıllarından itibaren yerli teknelerin satışını da üstlendi. Sattığımız tekneler­le ilgili sürekli kalite şikayetle­ri alınca, 1996 yılında kendi üre­timimizi yapmaya karar verdik ve Marintek markası altında 5,5 metreye kadar olan küçük tekne­lerin üretimine başladık.

Başarılı giden üretimin ar­dından 1998 yılında Gebze’deki fabrikamızın temellerini attık; 1999’da yeni tesisimize taşınarak üretimi buraya kaydırdık. 2002 yılında ise İtalyan tasarımcı Franco Donno ile işbirliği yapa­rak ilk şişme botlarımızı ürettik ve aynı yıl Northstar markasını tescil ettirdik. Bu nedenle Nort­hstar’ın gerçek başlangıcını 2002 olarak kabul ediyoruz. O dönem­de hem tekne hem de bot üretimi­ni eş zamanlı sürdürüyorduk.

2008 küresel ekonomik kri­zi bizim için stratejik bir dönüm noktası oldu. Rijit tekne üretimi­ni sonlandırarak tamamen bot üretimine odaklandık. Zira bot­lar yalnızca gezi amaçlı değil; as­keri ve profesyonel alanlarda da yoğun olarak kullanılıyordu. Ge­zi, profesyonel ve savunma seg­mentlerine aynı anda hitap ede­rek, küresel ekonomik dalgalan­malara karşı çok daha dirençli bir yapı kurabileceğimize inan­dık. Bu doğrultuda Northstar, 2008’den itibaren yoluna uzman­laşmış bir bot üreticisi olarak de­vam etti.

Denizcilikte Türk yıldızı - Resim : 1

Dünyanın pek çok ülkesin­de, özellikle de savunma sana­yiinde markanızı görüyoruz. Üretim ve ihracat verilerinizi paylaşabilir misiniz?

Northstar bugün yaklaşık 20 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor ve bayi ağını aralıksız genişleti­yor. 2025 yılının sonlarına doğru Amerika Birleşik Devletleri’nde doğrudan şirketimize bağlı olan Northstar USA dağıtım şirketini kurduk. Böylece ABD pazarında­ki operasyonları bizzat yürütme­ye başladık. Diğer pazarlarda ise bayi ve distribütörlerimiz üze­rinden ilerliyoruz.

Northstar son derece geniş bir ürün gamına sahip. Hatta global ölçekte bu kadar geniş ürün yel­pazesi sunan başka bir bot üre­ticisi bulunmayabilir. Bunun te­mel nedeni, hem gezi botları hem de çok çeşitli askeri ve profesyo­nel botlar üreten nadir markalar­dan biri olmamızdır. Dünyada bu iki alan genelde birbirinden kes­kin çizgilerle ayrılır; zira gezi bo­tu seri üretime, askeri bot ise özel mühendislik çözümlerine daya­nır. Northstar ise bu hibrit yapı­yı tek çatı altında başarıyla yö­netiyor.

Bugün Türkiye’de 1.500’ün üzerinde Northstar botu; Deniz Kuvvetleri, Kara Kuvvetleri, Sa­hil Güvenlik, Emniyet Genel Mü­dürlüğü ve Jandarma bünyesin­de görev yapıyor. Ülkemizde bu alanda sanayileşmiş üretim alt­yapısına sahip tek şirket olma­mız, kamu kurumlarının birinci tercihi olmamızı sağlıyor.

Üretim kapasitemize gelince; en yüksek rekorumuzu yıllık 710 bot ile kırdık. Günümüzde ise yıl­lık ortalama üretimimiz 500 adet seviyesinde. Bu rakam, üretilen botların ortalama boylarına göre değişiklik gösteriyor; büyük mo­dellerin ağırlıkta olduğu dönem­lerde adet düşerken, küçük mo­dellerde artış yaşanabiliyor.

Denizcilikte Türk yıldızı - Resim : 2

Tasarımda Younger imzası

Şirket bünyesinde kaç kişi istihdam ediliyor? Tasarım­lar kimlerin imzasını taşıyor?

Şirketimizde yaklaşık 150 ki­şilik bir ekip görev yapıyor. Ta­sarım ofisimiz tamamen kendi bünyemizde yer alıyor ve ürün geliştirme süreçlerini tesisleri­mizde yürütüyoruz. Dışarıdan destek aldığımız tek alan ise göv­de tasarımı. Bunun nedeni, Tür­kiye’deki mühendislik altyapısı­nın yüksek hızlı basamaklı göv­deler konusunda henüz gelişme aşamasında olması. Gemi inşa mühendislerimiz deplasman ti­pi gövdelerde çok başarılı olsa da yüksek hızlı basamaklı gövdeler farklı bir uzmanlık gerektiriyor.

Bu doğrultuda, dünyaca ünlü İngiliz gövde tasarımcısı Adam Younger ile uzun yıllardır iş bir­liği yapıyoruz. Ürettiğimiz botla­rın yaklaşık yüzde 90’ının gövde­sinde Adam Younger imzası bulu­nuyor; yeni modellerimizi de yine kendisi tasarlıyor. Adam Younger, anlaşmamız gereği RIB gövdele­rini yalnızca Northstar için tasar­lıyor. Başka firmalara farklı tekne tipleri çizse de bu spesifik alanda tamamen bize özel çalışıyor. Ay­rıca ilk yıllarımızda birlikte çalış­tığımız İtalyan tasarımcı Franco Donno’ya ait, halen üretimde olan modellerimiz de mevcut.

Model çeşitliliğinizde öne çıkan, üretilmiş en küçük ve en büyük modeller hangileri?

En küçük modelimiz Vega Tender serisinde yer alan 2.9 metrelik Vega 2.9. Bu seri, Northstar’ın geliştirdiği ve dünyada ilk kez tam bir ürün ailesinde uy­guladığı ONE-SHOT™ RTM yöntemiyle üretili­yor. Geleneksel üretimdeki gibi birden fazla parçanın bir­leştirilmesi yerine, teknenin rijit kompozit yapısı tek parça olarak kalıptan çıkıyor. Bu da mü­kemmel bir kalite standardı, yük­sek dayanıklılık ve oldukça hafif tender'lar elde etmemizi sağlıyor.

Ürün gamımızın en büyük üye­si ise geliştirme süreci tamam­lanmak üzere olan 12,5 metrelik G12.2. Öncelikli olarak askeri ve profesyonel kullanım için tasarla­nan bu model, kapalı yapısı ve yük­sek performansıyla mega yatlar için lüks bir tender alternatifi ola­rak da şimdiden yoğun ilgi görüyor.

Üretim maliyetleri yükseldi

Türkiye’de tekne ve motor üretmenin avantajları ve zorlukları neler? Avrupa ile kıyaslandığında rekabet gücümüz ne durumda?

Tekne üretimi, dünyadaki en emek yoğun sektörlerden biri. Teknolojiniz ne kadar gelişmiş olursa olsun, üretim adetlerinin düşük olması ve küresel pazarın toplam hacmi nedeniyle sürecin tamamen otomasyona geçmesi mümkün değil. Dolayısıyla işçilik maliyetleri, rekabet gücünü doğrudan belirler.

Türkiye’de son üç yıldır uygulanan enflasyonla mücadele programı ve mevcut ekonomik koşullar nedeniyle üretim maliyetlerimiz belirgin şekilde yükseldi. Bu durum yalnızca denizcilik sektörünü değil, tüm imalatçıları zorluyor.

Sonuç olarak uluslararası pazarlardaki fiyat avantajımızı kaybetmeye başladık. Öyle ki, istemesek de üretimi farklı ülkelere kaydırma opsiyonlarını değerlendirmek zorunda kalıyoruz. Bugün Türkiye’deki işçilik maliyetleri neredeyse İtalya seviyesine ulaşmış durumda ancak ürünlerimizi henüz İtalyan rakiplerimizin satış fiyatı seviyesinde konumlandıramıyoruz. Bu maliyet-fiyat baskısı, Türk üreticisinin önündeki en büyük engel.

90 yıllık otomobillerle binlerce km gidiyoruz

Tutkunuzun yanı sıra muaz­zam bir klasik otomobil ko­leksiyonuna sahip olduğunuz biliniyor. Bu koleksiyonun detaylarından bahseder mi­siniz?

Antika otomobillere olan tut­kum merhum babam Mehmet Arsay’dan geliyor. Zamanla bü­yüyen bu tutkuyu toplumsal bir değere dönüştürerek 1994–2019 yılları arasında, 25 yıl boyunca Türkiye’nin ilk halka açık oto­mobil müzesini işlettik. Özel­likle gençlerin otomotiv tarihini yakından inceleyebilmesi bizim için büyük bir gururdu. İstan­bul’daki tesisimizin devri gün­deme gelince müzeyi kapatmak durumunda kaldık ancak kişisel koleksiyonumu sürdürüyorum. Bugün daha seçkin ve az sayıda otomobilim var. Fırsat buldukça onları çalıştırmak ve kullanmak en büyük keyfim.

Denizcilikte Türk yıldızı - Resim : 3

Son iki yıldır oğlum Ata ile bir­likte 90-95 yıllık klasik otomo­billerimizin direksiyonuna geçip 3.000-4.000 kilometrelik ulusla­rarası turlar düzenliyoruz. Birden fazla ülkeyi kapsayan bu tarihi yol­culuklar, hayatımdaki en özel ho­bilerden biri olmaya devam ediyor.

Denizcilikte Türk yıldızı - Resim : 4

Yazara Ait Diğer Yazılar