“Dünya borçlanması artıyor” demek, yanlış; borçlu varsa, alacaklı da vardır…
Dünya borçlanması artıyor…” şeklindeki söylemleri ve haberleri sıklıkla duymaya başladım…
Yanlış bir söylem ve dolayısıyla “yalan haber”…
***
Doğrusu şu:
“Bazı ülkeler/kurumların borçlanması artıyor…”
Daha doğrusu:
“Verimsiz olan ve/veya verimsizliği artıran bazı ülkeler/kurumların borcu yükseliyor…”
Çok daha doğrusu:
“Nitelikli eğitimi/araştırmayı/geliştirmeyi önemsemeyen ve bu nedenle verimsizliğini daha da artıran bazı ülkeler ve/ kurumlar, borçlanmada rekor üstüne rekor kırıyor…”
***
Unutmayalım:
Bir taraf borcunu artırıyorsa, bir tarafın da alacağı artıyordur…
Yani:
IMF ve World Economic Outlook verilerine göre küresel borç 2025 itibarıyla tarihi yüksek seviyeye ulaşarak 111 trilyon doları aştıysa; karşılığında, alacaklar da 111 trilyon doları aşmıştır…
***
Sonuçta borç, havadan değil, sadece ve sadece “verebilenden” alınabilir…
***
Doğru:
2025 yılı sonunda 38 trilyon dolarken, bugün 40 trilyon doları aşan kamu borcuyla, ABD, maliyetine katlanamayacağı bir ekonomik yapıya doğru yol alıyor…
Rezerv paraya sahip olmasına rağmen, tüketimi/harcamaları kısıp, dünya ihtiyacına göre üretimi artırmak zorunda olduğu bir süreci yaşıyor…
***
Karşı tarafta mı?
Örneğin Japonya:
1.5 trilyon dolara yaklaşan kamu; birkaç kat daha fazlası özel sektör ve hane halkı alacağı ile, disiplinli/üreten ve tasarruf yapan kültürünün keyfini sürüyor…
VELHASIL
Somut sorun mu?
Türev ürünler aracılığı ile yapılan alışverişle başlıyor…
Ve…
Gerçekte ve rasyonelliği olmayan, ama sermaye piyasaları aracılığı ile fiyatları “kağıt üzerinde şişirilen” ürünlerin kullanılmasıyla yapılan borçlanmanın verdiği zarar büyüyor…
Bu spesifik sorunun temelini de:
Her sorunun temeli gibi, eğitimsizlik ve dolayısıyla edinilen olumsuz kültürler güçlendiriyor…
***
Tersi durumda:
Nitelikli eğitimin verildiği ve bu nedenle disiplinli kültürler/alışkanlıklar edinen ülkeler “borç” değil, “alacak” büyütüyor…