Lig maçlarını gündüz oynayan “gelişmişler”…
İngiltere Premier Ligi:
Toplam 15 milyar euronun üzerinde değere sahip 500’e yakın futbolcu…
Ve…
50 milyar euroya yaklaşan piyasa değerli 20 takım…
***
İngiltere Championship Ligi:
Toplam 2.4 milyar euronun üzerinde değere sahip 670’e yakın futbolcu…
Ve…
5 milyar euroyu aşan piyasa değerli 24 takım…
***
İki ligde de, uzun yıllardır “gündüz maçları” oynanıyor…
Haftada 2 maç akşam karanlığına bırakılabiliyor…
***
Hedef mi?
Tasarruflu, verimli, kazançlı bir ekonomi…
***
Öncelikle, çalışan verimliliği/tasarrufu dikkate alınıyor:
Haftasonu dahi olsa, uykusuzluğa ve yüksek harcamalara neden olacak “maç saatleri” seçilmiyor…
***
Enerji verimliliği/tasarrufu ise ikinci sırayı alıyor:
Stadların aydınlatması için harcanan enerji “milli servet” olarak nitelendiriliyor…
Taraftarların dışarıda olabilecekleri saatler dahi dikkat alınıyor…(trafiğin yükselteceği akaryakıt miktarı da dikkate alınmış oluyor…)
***
Üçüncüsü, yabancıdan elde edilebilecek, canlı yayın gelirine önem veriliyor…
Uzakdoğu, Orta Asya ülkelerinden gelir elde edebilmek amacıyla, öğlen 12’de dahi maç oynatılıyor...
Dahası…
O bölge ülkelerinden futbolcu ithaline destek verilerek, canlı yayın gelirlerinin artması hedefleniyor…
VELHASIL
İlçe dışına, “fabrika parasına” inşa edilmiş;
20 bin kişilik “ışıl ışıl” statta,
70 kişiyi bulmayan seyirci topluluğuna oynanan 2’inci lig maçı izlemişliğim var…
***
O saatte, statta harcanan enerjiye mi yanalım;
Takımlar dahil 150 kişinin stada giderken harcadığı enerjiye mi yanalım;
150 kişinin, zaman/emek israfına mı yanalım;
2’inci lig takımına, “meslek sahibi gençlerimizin 10 yılda kazanamayacağı paraya” transfer edilip, ayakta duramayan (canlı yayın getirisine de katkısı olamayan) Ganalıya/Senegalliye/Brezilyalıya mı yanalım (vb…)?!
***
Kazandıran/kazandıracak başarılı modeller “örnek” olarak alınabilecekken, kazandırmayan (hatta kaybettiren) modellere yönelik ısrarımız neden?