Hepsi bir arada olmaz

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Başlamak bitirme­nin yarısıdır der­ler, hangi şartlarda ne­leri kabullenerek nereye varmayı hedeflediğinizi bilmek koşuluyla doğ­rudur bu önerme. Ancak bu coğrafyada çoğu za­man geçerli olan kervan yolda düzülür mantığıy­la yaklaşırsanız o yol da bitmez. Soyut söylemleri bırak sa­dede gel dediğinizi duyar gibiyim.

Üç yıldan uzun bir süredir uygu­lanmakta olan enflasyon progra­mından ya da dezenflasyon süre­cinden bahsediyorum. Dünyanın birçok yerinde bu programlar kı­sa süreli ve ekonomide şok etkisi yaratacak şekilde dizayn edilir ve uygulanır. Uzun yıllardan bu ya­na yerleşmiş oturmuş alışkanlık­ları başka türlü değiştiremezsiniz çünkü. İç talebi yeniden şekillen­dirmek, gelecekte yapılabilecek harcamaları bugüne taşımaktan insanları vazgeçirecek bir düşün­ce yapısını yerleştirmek önemli­dir.

Almayı planladığım ürünün fiyatı olduğu yerde duruyor, bir­kaç ay bekleyebilirim, hem bu ara­da da param bankada değerlenir, bir süre sonra yeniden bakarım. Hakim olması gereken zihniyet budur. Hanehalkı bu yolu tercih etmiyorsa, iki ihtimal vardır. Ya verdiğiniz faiz yeterince yüksek değildir ya da enflasyon ölçümle­me yönteminiz yanlıştır, genel ka­bul görmüyordur.

Enflasyon sadece iç talep kaynaklı değildir

Yeri gelmişken şunu da ekle­mekte fayda var, yerküremizde enflasyonu gerçekten düşürmek isteyip de düşürememiş ülke yoktur. Enflasyon tabii ki sadece iç talep kaynaklı bir olgu değildir, zaman zaman bu yıl içinde dene­yimlediğimiz gibi arz kaynaklı mesela enerji fiyatları kaynaklı şoklar da gündeme gelir.

Ancak burada yine kolaya kaçmak yan­lıştır, tam biz enflasyonu düşürü­yorduk, savaş çıktı o yüzden he­defler şaştı yanıltıcı bir söylem­dir, ondan önce de enflasyonun hedeflerin önemli ölçüde üstün­de seyrediyordu. Denebilir ki, küresel kuraklık vardı sonra zirai don gerçekleşti, kurduğunuz mo­del bu coğrafyanın realitesiyle uyumlu olmalıdır.

Aksi takdirde programdan değil bir temenniler manzumesinden bahsedebiliriz. Biz enflasyonun düşmesini de­ğil ekonominin belirli bir hızda büyümesini ve işsizlik oranının kritik bir eşiğin altında kalması­nı istiyoruz denebilir, aslında ic­raatlara bakılarak önceliklenen de budur ama resmi söylemi dik­kate almak durumundayız. Uzun vadede enflasyon düşmedikçe, gelir dağılımının düzelmesi im­kansızdır.

Enflasyon, birikimleri olmayan insanların gelecekteki potansiyel gelirlerini birikimi olan insanla­ra devrettiği bir süreçtir. Aynen bu hafta açıklanan Türk-İş tarafından hesaplanan mutlak enflasyonunu ölçen açlık sınırında olduğu gibi. Açlık sınırı ile asgari ücret arasın­daki fark hiç görmediğimiz seviye­lere geldi, yeni yılın başında asgari ücrete enflasyon hedefi doğrultu­sunda yapılacak zam ile dahi açlık sınırının altında kalacak bir nok­tadayız. Alt gelirlinin kazancının harcaması kadar artmadığı yerde toplumsal refah varılması çok ama çok zor bir hedeftir.

Yazara Ait Diğer Yazılar