Kazakistan tarımında yeni bir hikaye mümkün mü?
2,7 milyon kilometrekare alanının yüzde 70’inde tarım yapılabilen Kazakistan ile ülkemiz arasında büyük bir tarım ticareti potansiyeli mevcut. İki ülke arasında çok sınırlı olan dış ticarette denge büyük ölçüde aleyhimize. Oysaki birlikte “kazan-kazan” anlayışıyla, ortak kültürümüzün motivasyonuyla yapabileceğimiz çok şey var. Evet, bu yazıda, Kazakistan seyahatimizdeki tespitlerimizin bir bölümünü sizlerle paylaşacağız.
Kazakistan ile akademik iş birliği
22-24 Eylül 2026 tarihlerinde Kazakistan’ın Almatı kentinde, Kazakistan Ulusal Bilimler Akademisi ile Çukurova Üniversitesi’nin birlikte organize ettiği 6. Uluslararası Tarım ve Gıda Teknolojileri Araştırmaları Konferansına davetli konuşmacı olarak katıldık.
Bozkırın bereketi Türkiye’nin fırsatı
Programda olmamasına rağmen, Konferans Başkanı Doç. Dr. Tunahan Erdem’in de katılımıyla yarım günümüzü Almatı Başkonsolosumuz Tuğba Alan Özdenfedakar ve Ticaret Ataşesi İlhan Polat ile görüşmeye ve Kazakistan’da tarımsal alanda yatırım ve tecrübeleri olan birçok iş insanı ile yaptığımız toplantılara ayırdık.
Başta Kazakistan MÜSİAD, Türk Kazak İş İnsanları Birliği (TÜKİB) yöneticileri olmak üzere, Sultan Marketing Genel Müdürü Adnan Şahin, AET Yatırım Danışmanlık CEO’su Anzor Gusseinov ve birçok iş insanı ile Türkiye ve Kazakistan arasında tarım ticareti, tarımsal yatırımlar, fırsatlar ve tehditler konularında verimli istişarelerde bulunduk.
Toplantılarda öne çıkan başlıklar
Öncelikle Türkiye ve Kazakistan arasındaki beş bin kilometrelik mesafe, lojistik maliyetlerin artması sonucu, iki ülke arasında ticaretin gelişiminde önemli bir engel haline gelmiş. Bu yüzden son dönemde tedarik zinciri büyük ölçüde bozulmuş durumda.
Özelde, Kazak-Türk Agro Hub kurulması, daha geniş ölçekte ise Türk Devletleri serbest ticaret ve iş birliği oluşumları önerileri yapıldı. Çin’in katma değeri yüksek olmayan ürünlerle piyasaya hükmetmesi karşısında birlikte hareket etme mecburiyeti var.
Ayrıca Çin’in son dönemde kaliteye de odaklanmasının rekabeti oldukça güçleştirdiği endişeleri neredeyse tüm katılımcıların ortak görüşü. Tarım makinelerinin yüzde 80’inin çok eski olduğu, daha ucuz ve yakın olan Çin’den teminin tercih edildiği görüşmelerde dile getirildi. Kur dalgalanmaları ticaretteki riskleri artırıyor ve kısıtlıyor. Ucuz finansman kaynakları sınırlı deniliyor. İşçiliğin ucuz olması, yerel ortaklıklarla yapılacak yatırımlarda önemli avantajlar sağlıyor. İş sözleşmelerinin hukuki altyapısının sağlam olması gerektiği herkesin ortak kanaati.
Tarımsal sulamalarda, kapalı sistem, basınçlı sulama ve kota uygulaması çok yetersiz. Yeraltı suyuna yönelim var. Bu konuda Türkiye tecrübeleri önemli. Tarımsal yatırımlarda devletin yüzde 30 desteği, girdi desteği ve 10 yıl kurumlar vergisi muafiyeti, cazip yatırım imkanları sunuyor.
İklim değişiminin olumlu etkilediği ülkelerden birisi Kazakistan. İklim değişimi projeksiyonları doğrultusunda tarımda stratejik iş birliği hayata geçirilmeli. Ülke olarak acilen bir tarım ataşesi/müşaviri atanması ve tarım diplomasisinin güçlendirilmesi gerekiyor.
Sırada Özbekistan var
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın, ivmesi giderek artan tarım diplomasisi çabalarına şahitlik ediyoruz. Bakan Yumaklı’nın, geçen hafta Rusya’da, sınırda bekleyen domatesler konusunu çözüme kavuşturduğunu gördük ve tarımsal üretimimiz açısından çok önemli olan gübre temininde herhangi bir sınırlama olmayacağı müjdesini aldık. Onun bu çabaları, kamuoyuna yeterince yansımasa da tezgahlarda yeterli ve sağlıklı gıdayı bulabilmemizde önemli paya sahip. Yumaklı, en son yurt dışı durağı olan Özbekistan’da Özbekistan Tarım Bakanı Sayın Ibrokhim Abdurakhmonov ve heyeti ile görüşmeler yaptı.
Ezcümle; Türkiye artık kabuğuna sığamıyor. Savunma, dış politika, ekonomi, eğitim ve kültür alanlarının yanı sıra tarım diplomasisinde de sadece siyaset değil, akademi, iş dünyası ve sivil toplum olarak elimizi taşın altına koymak durumundayız.