Suyun ötesinde bir bakanlık
Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı ile Kuzey Ege Deniz Milli Parkı, geçen ay yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla “Deniz Koruma Alanı” ilan edildi. Yaklaşık 2,2 milyon hektarlık alanı kapsayan bu iki deniz milli parkı, biyolojik çeşitliliğin envanterinin çıkarılması, korunması, izlenmesi ve sürdürülebilirliği ve özellikle de Mavi Vatan’da ilan edilmesi bakımından büyük öneme sahip. 2019 yılında, Türkiye ile Libya arasında imzalanan Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması, bu süreçteki ilk adım olarak görülebilir.
Çalışmayı, Tarım ve Orman Bakanlığı (TOB) Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün yaptığını özellikle belirtmeliyiz. Cihat Yaycı’nın ifadesiyle, 784 bin kilometrekarelik kara alanının ötesinde 462 bin kilometrekarelik Mavi Vatan olarak adlandırdığımız deniz alanına da sahip olduğumuzu ve 7/24 esasıyla faaliyette bulunan TOB’un, sanılanın çok daha ötesinde etki, yetki ve sorumluluğunun bulunduğunu bir kez daha hatırlatmak durumundayız.
TOB konusunda hep gıda güvencesi cihetiyle milli güvenlik vurgusu yaptık sürekli olarak. Oysaki Mavi Vatan üzerinde de TOB’un yeni öğrendiğimiz milli güvenliğimizi ilgilendiren faaliyetleri söz konusu.
Denizden tarlaya suyun her damlası değerli
Aslında Mavi Vatan üzerindeki bu deniz koruma alanı, TOB’un sadece 112 milyar metreküplük kullanılabilir su varlığının ötesinde “suyun sahibi” olduğunu gösteriyor.
Devlet Su İşleri ve Su Yönetimi Genel Müdürlükleri ile Türkiye Su Enstitüsü, TOB’un bünyesinde su konusunda faaliyet gösteren ilgili veya bağlı kurumlar. Ayrıca Tarım Reformu ile Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlükleri de doğrudan ve dolaylı olarak su konusunun içinde yer alıyor. Bu yıl ülkemizde düzenlenen 5. İstanbul Uluslararası Su Forumu ile gelecek yıl ülkemizde yapılacak olan 20. Dünya Su Kongresi, uluslararası arenada, TOB’un başarı ile düzenlediği etkinliklerden bazıları.
Türkiye’nin su ufku ve TOB
Suyu merkezine alan tarımsal üretim planlaması, suyun %79’unu kullanan tarım sektörü ve su güvenliği açısından son derece önemli.
Suyun giderek kısıtlı hale gelmesi nedeniyle TOB, iklim değişikliğine ve kuraklığa dayanıklı çeşit geliştirme, Kuraklık Yönetim Planları, Kuraklık Tahmini ve Erken Uyarı Sistemi gibi birçok önemli projeyi de hayata geçirmiş durumda.
Ulusal Su Planı’nın hazırlanması, bu plan doğrultusunda Su Yasa Taslağının paydaşlarla birlikte son aşamaya getirilmiş olması ve Sayın Emine Erdoğan’ın öncülüğünde devam eden sıfır atık modelinin yine TOB tarafından aktif biçimde desteklenmesi son derece kritik önemde. Unutmayalım ki israf ettiğimiz gıda ile 9 milyar metreküp suyu da kaybediyoruz.
Evet, bir yanda çöpe giden milyarlarca ton su, diğer yandan atık suyun arıtılarak tarımsal sulamalarda kullanılabilmesi çabaları. Bir yanda kuraklığa karşı oluşturulan yeraltı barajları, diğer yandan stratejik değeri olan deniz koruma alanları. Tüm bunların kesişim noktasında, ne iş yapar ki diye küçümsenen TOB ve kaptanı İbrahim Yumaklı var.
Su: Bugünün ve geleceğin meselesi
Ezcümle; su, artık yalnızca tarımsal üretimin değil, gıda güvenliğinden iklim krizine, denizlerimizin korunmasından milli güvenliğimize kadar uzanan çok stratejik bir konu. Mavi Vatan’dan tarım arazilerine uzanan bu sorumluluk, suya sahip çıkmanın, ülkenin geleceğine sahip çıkmak anlamına geldiğini açıkça ortaya koyuyor. Tüm bunlar; TOB’un rolünün sadece tarım veya su kaynaklarıyla sınırlı olmadığının; Mavi Vatan, biyoçeşitlilik, gıda güvencesi ve su güvenliği gibi stratejik alanlara da uzandığının bilinmesi, TOB’un yaptığı işlerin takdir edilmesi ve dezenformasyona meydan verilmemesi bakımından çok önemli.