Trump ateşkes ilan etti, Putin bombalamaya devam etti
ABD Başkanı Donald Trump, geçen pazar günü (iki gün önce) kendi kurmuş olduğu sosyal medya platformu Truth Social’da Rusya ile Ukrayna arasında enerji ateşkesi sağlandığını duyurdu. Oysa Trump’ın sosyal medya paylaşımını yaptığı saatlerde Rusya, Ukrayna’nın enerji altyapısını vurmaya devam ediyordu.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky, dün Polonya’nın başkenti Varşova’da düzenlenen Varşova Güvenlik Forumu’nda yaptığı konuşmada, bu durumla dalga geçercesine, “Putin belli ki Truth Social okumuyor. Dronları da başka talimatlarla hareket ediyor” dedi.
Zelenski'nin bu alaycı sözlerinin asıl sebebi, Trump’ın sosyal medyadan ilan ettiği ateşkesin hemen ardından Rusya'nın Harkiv'deki bir elektrik santralini vurması olmuştu. Ukrayna lideri, ateşkes açıklamasından kendilerinin de medya aracılığıyla haberdar olduğunu itiraf etti. Kısacası Washington'da diplomatik başarı olarak sunulan bir anlaşmadan, savaşın taraflarından birinin haberi bile yoktu.
Varşova Güvenlik Forumu’na, hem Polonya’nın hem de Avrupa’nın şu andaki en büyük güvenlik tehdidi olarak algıladığı Rusya damgasını vurdu. Üstelik foruma katılan liderler tarafından yapılan konuşmalar, Avrupa'nın yalnızca Putin'in savaş politikalarıyla değil, Washington'ın Moskova karşısındaki tutumuyla da giderek daha fazla hesaplaşmak zorunda kaldığını ortaya koydu.
Tusk: Rusya 1989 öncesine dönmek istiyor
Polonya Başbakanı Donald Tusk'ın Varşova'daki konuşması ise Avrupa'ya yönelik oldukça sert bir uyarıydı. Tusk'a göre Rusya'nın hedefi yalnızca Ukrayna'yı ele geçirmek değil, Avrupa'nın mevcut güvenlik mimarisini yıkarak kıtayı 1989 öncesindeki nüfuz alanlarına geri döndürmek.
Tusk, Ukrayna savaşını “iyi ile kötünün mücadelesi” olarak tanımlarken, savaşın sorumluluğunu Ukrayna'ya yüklemeye çalışanları, II. Dünya Savaşı öncesindeki Nazi propagandasına benzetti ve o dönemde Almanya'nın saldırganlığından Polonya'nın sorumlu tutulmaya çalışıldığını hatırlattı.
Ancak konuşmasının belki de en dikkat çekici bölümü, Avrupa'da giderek güçlenen Ukrayna karşıtı aşırı sağ siyasi hareketlere yönelikti. Tusk, Ukrayna'ya desteğin ulusal çıkarlara aykırı olduğunu savunan siyasetçilere, “Ülkenizin egemenliğini ve güvenliğini düşünüyorsanız Ukrayna'yı desteklemek zorundasınız” mesajını verdi.
Washington'a ince mesajlar
Zelenski'nin konuşmasında ise Washington'a yönelik diplomatik nezaketin arkasına gizlenmiş ciddi bir rahatsızlık hissediliyordu.
Ukrayna lideri, Trump yönetiminin Rusya'dan dizel ithalatına yönelik yaptırımları gevşetme girişimini sorguladı. Rusya'nın sağlayabileceği aylık 300-500 bin ton dizelin, 120 milyon tonluk küresel tüketim karşısında son derece sınırlı kaldığını savundu.
Ardından oldukça dikkat çekici bir soru sordu: “Amerika neden Rusya yerine Ukrayna ile bir dizel anlaşması yapmıyor?”
Ancak asıl mesajı şuydu: Washington'ın Moskova'ya ekonomik tavizler vermesi, Putin'i barışa yaklaştırmak yerine elini güçlendirecektir.
Karadeniz'de gıda güvenliği
Zelenski'nin konuşmasında gözden kaçırılmaması gereken bir başka uyarı da küresel gıda güvenliğiyle ilgiliydi.
Ukrayna lideri, Rusya'nın deniz ticaret yollarını engellemesi nedeniyle iki-üç ay içinde özellikle Afrika, Asya ve Ortadoğu ülkelerini etkileyecek ciddi bir gıda krizi yaşanabileceğini söyledi. Hatta bu tehlikeyi Hürmüz Boğazı'ndaki enerji krizine benzeterek, “Bu da başka bir Hürmüz” ifadesini kullandı.
Bu uyarı Türkiye açısından da önemli. Karadeniz'deki tahıl ticaretinin aksaması, yalnızca Ukrayna'nın ihracatını değil, bölgesel ticaret yollarını ve küresel gıda fiyatlarını da etkileyebilecek bir risk.
Varşova'dan çıkan mesaj aslında oldukça net: Polonya, Rusya'nın Ukrayna'dan sonra Avrupa güvenliğini hedef alacağından endişe ediyor. Ukrayna ise Washington'ın Moskova'yla yapacağı pazarlıklarda kendi güvenliğinin ikinci plana itilmesinden kaygılanıyor.
Avrupa'nın önündeki asıl soru artık yalnızca Putin'in ne yapacağı değil. Trump'ın Putin'le ne üzerinde anlaşacağı ve Avrupa'nın bu anlaşmada ne kadar söz sahibi olacağı.